TÜRKÜ

e7ae5-_thumb_1099570338_thumb

Gökyüzünde tüten olsam,
Yeryüzünde biten olsam,
Al benekli keten olsam,
Yâr boynuna sarsa beni.

Yâr kolunda burma olsam,
Yedikleri hurma olsam,
Alçım alçım sürme olsam,
Yâr kaşına sürse beni.

Karac’oğlan uşak olsam,
Yâr belinde kuşak olsam,
Bir atlastan döşek olsam,
Yâr altına serse beni!

Karacaoğlan

TÜRKÜ

kazan_dere
-Suya giden allı gelin,
Niçin böyle salınırsın?
Gelin, bir su ver içeyim,
Gelin, kimin gelinisin?

-Su değildir senin derdin,
Görmek ise yeter gördün.
Oğlan, burda çokça durdun,
Ağam gelir, döğülürsün.

-Döğülürsem, döğüleyim,
Söğülürsem söğüleyim,
Gelin, sana kul olayım,
Ölürüm, kanlım olursun.

-Yaylalara göçmedin mi?
Soğuk sular içmedin mi?
Güzel görüp geçmedin mi?
Beni görüp delirirsin!

-Türlü yaylayı aşınca,
Soğuk suları içince,
Kocayıp vaktin geçince
Taşlar alır, döğünürsün

-Evlerinin önü solgan,
Ağamı görürsen korkan.
Telli perçemlisin, oğlan,
Ne dedim ki darılırsın?

Karac’oğlan sana vurgun,
Döşlerin elmadan dolgun.
Sevindirdin beni bugün,
İnşallah cennet görürsün.

Karacaoğlan

BATI TRAKYA

Burası değil bir ada,
İki unsur bir arada.
Cümle alem gelsin, görsün,
Huzur var Batı Trakya’da!

Tarlasında, ahırında,
Halkım işinin başında.
Denizi ayak altında,
Ormanı da başucunda!

Olmasa bu baştakiler,
Olmayacak bu fitiller,
Ah bu gencecik işsizler,
Cennet gibi vatanımda!

Sorunlar bu coğrafyada,
Hayat, umut da burada!
Medeniyetin beşiği,
Benim ülkem Avrupa’da!

Hasan AHMET
drhahmet@gmail.com

GİDİYORUM

Gülnare

Usandım bu hayatın en ağır notasından,
Ölümsüz bir dünyaya baş alıp gidiyorum.
Dertler kelepçe gibi asılmış kollarımdan,
Siyah,beyaz günlerden bıkıp da gidiyorum.

Yedi güne bölünmüş, ömrümün dolayları
Her hafta değişiyor hem ayları, yılları.
Hoş günün parmak ile dile gelmez sayları…
Melekler diyarına sorusuz gidiyorum.

Kışta açan bir gülüm, ben soğuktan donmuşum,
Hazan vurmuş bahçeme, çiçek gibi solmuşum.
Dokunmayın kalbime gözü yaşlı olmuşum,
Cehennem diyarından, cennete gidiyorum.

Gökler, yerler, insanlar ikişer bölünmüşler,
Gece gündüzün aksi, bir birine küsmüşler.
Yarı toprak, yarı su, hem sahralar, denizler
İhanet olan yerde, zağara dost diyorum.

Tamahkarlık yüzünden kardeş küser kardeşten.
Bir evde pilav pişer, birinde yemek taştan.
Ahiret dünyasında, Huda’ya sığınır can….
Mutlak boşluğa doğru, koşarak gidiyorum
20.06.2006

Gulnare Leman Talibova

EZEL AHİR DÜNYA TÜRK’ÜN OLACAK!

Tentimiyin, telesmiyin, şaşmıyın
Yeri yersiz heddinizi aşmıyın
Gazan gelif gaynamamış daşmıyın
Sırdaşımız sebir, dözüm olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

Vaht Tebrizin, dünya erşin dünyası
Yol Tanrı’nın, Hakk-ı derkin dünyası
Ezel ahır dünya TÜRK’ün dünyası
Üç gün beşgün gecim tezim olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

İgit verin, şehit verin, gan verin
Cansızdara canınızdan can verin
Gemi kimi sahillere yan verin
Müjdeçiler düzüm düzüm olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

Düşman meni düz düşünmez şaş anlar
Dediğimi gaya duyar, daş anlar
Gayıdacak Çin Seddi’ni aşanlar
Müjdeçiler düzüm düzüm olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

Yokuşlarda nefesimiz tengidi
Enişlerde ocağımız sengidi
Hak sözünde dünya birez lengidi
Hegigetder çözüm çözüm olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

Yeni mizan yeni dünya gurandı
İlk andımız, son andımız TURAN’dı
Nişan veren Peygamberdi, Guran’dı
Ne yozulsa heyire yozum olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak

Çekilecek garanlıklar, kölgeler
Birleşecek neçe neçe bölgeler
Dirilecek OĞUZ HAN’LAR, BİLGE’LER
TÜRK’e secde, TÜRK’e tenzim olacak
Ezel ahır dünya bizim olacak.

Zelimhan Yakup

ALTAYLAR’DAN GELDİM

Ben Altay dağlarından koparak geldim,
Yüreğimde Türkistan’dan bin bir nakış var.
Çok şükür aslım da, neslim de belli,
Türküm, Müslümanım o dağlar kadar.

Dokuz tuğ taşıdım ben dokuz davula vurdum,
Dokuz evliya gücüyle yürüdüm geldim,
Büyüdü benimle mübarek yurdum,
Ebet, müddet bu devleti ben kurdum.

Yol gösterdi kükreyerek bana Bozkurt’um
Atımla hep yanyana gözelerden su içtim.
Baykal’da da çimdim ben, Hazar Denizi’nde de,
Toprağıma bağdaş kurup oturdum.

Ben ki, Alper Tunga’ya gönül verenlerdenim,
Yurt uğruna doludizgin göğüs gerenlerdenim,
Sonra durgun sulara Bismillah’larla,
Kilim seccadesini serenlerdenim.

Ben Türkmen’im, Özbek’im, Kazak’ım, Kırgız’ım ben,
Azerbaycan Türkleriyle aynı kandanım.
Kıpçaklar’ı, Uygurlar’ı, aşkla duyanlardanım,
Ben ki Tatar’lardan, Gagavuz’lardan,

Çuvaş’lardan, Başkurt’lardan, Oğuz’lardanım.
İşte Bilge Tonyukuk, Kültiğin, Bilge Kağan,
Hepsi birbirinden daha mübarek:
İşte Dede Korkut, kaftanı ipek.

Ve Yusuf Hashacib, Mahdum Kulu, Fuzulî,
Sonra Kaşgarlı Mahmud gönlüme düşen cemre,
Ali Şir Nevaî, Gaspralı İsmail…
Şiiri bir bakraç süt gibi Yunus Emre.

Cengiz Aytmatov ki, Cengiz Dağcı ki,
Ayın on dördünden sağılan huzur.
Sabir Rüstemhanlı… Ruh kadar eski
Ve daha binlerce nur üstüne nur.

Servetim Buhari’nin, Yusuf Hemedanî’nin,
Ahmet Yesevi’nin nur servetinden,
Güzelliğim, merhametim, şefkatim,
Hep Şah-ı Nakşibendi Hazretlerinden.

Yavuz Bülent Bâkiler

GECELER

Soke_Karaefe_Gece3

Bakışlarım karanlığa asılı
Üstüme bir hüzün serer geceler
Kirpiklerim birbirine küsülü
Arasında duvar örer geceler

Hasret ocağına olunca maşa
Kendi kendim ile kaldım baş başa
Tüyden yastık olsa dönüşür taşa
Beyhude başımı yorar geceler

Ruhumda tenimde hissettim seni
Yaşımla kalbime nakşettim seni
Kendimi ararken kaybettim seni
Aya yıldızlara sorar geceler

Tat bulunmaz gurbet elin aşında
Sitem vardır gözlerimin yaşında
Uyutmaz ki bari görem düşümde
Yar ile arama girer geceler

Kazanoğlu gidin deyin o yara
Hâlâ kanamakta açtığı yara
Bir yolculuk başlar başka diyara
Beni ilden ile sürer geceler

Âşık Selahattin Kazanoğlu